Günümüzün endüstriyel üretim ortamında hassasiyet artık yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda temel bir gereksinimdir. İki on yıl geriye bakıldığında, sektör standardı el ile çalışan testere ve yetenekli makinistlerden oluşuyordu. Bugün bu standart, servo motorların çıkardığı uğultu ve otomatik CNC kesme makinelerinin pürüzsüz kayma hareketiyle yerini almıştır. Bu dönüşümün önemi, yalnızca 'daha hızlı kesmek'ten çok daha ötelere uzanır. Bu durum, malzeme kullanım verimliliği, iş gücü ekonomisi ve tasarım karmaşıklığı açısından temel bir dönüşümü temsil eder; bu nedenle Detroit'teki makine atölyelerinden Milano'daki mobilya üreticilerine kadar birçok işletme kesme süreçlerini tamamen otomatikleştirmek için yarışmaktadır.
Otomatikleştirilmiş CNC kesme makinelerinin en önemli etkisi, 'insansız fabrika' üretim modellerini mümkün kılmasıdır. Otomatik takım değiştiriciler, malzeme sensörleri ve talaş taşıyıcılarla donatılan bu makineler, doğrudan insan müdahalesi olmadan 24 saat boyunca çalışabilir. Bu, bir fabrikanın akşam 5'te bir palet alüminyum levha yükleyip programı başlatıp gününü bitirerek işten ayrılabilmesi anlamına gelir. Ertesi sabah saat 8'de tamamlanmış ve monte edilmiş parçalar hazır hâlde bulunur. Bu özellik, üretim kapasitesini üç katına çıkarırken işçilik maliyetlerini orantılı olarak artırmaz; böylece küçük ve orta ölçekli işletmeler, büyük şirketlerin gece gündüz çalışan ekipmanlarından elde ettiği yatırım getirisini (ROI) eşitleyerek rekabet avantajı kazanabilir. Aynı zamanda otomasyon, kesme sürecinden tamamen 'insan faktörünü' kaldırır. İlk parça kesilirken de, bininci parça kesilirken de ekipman, mikron düzeyinde hassasiyetle aynı yolu mükemmel bir şekilde tekrarlayabilir. Hata toleransı son derece düşük olan havacılık ve tıbbi cihaz gibi sektörlerde otomasyon bir lüks değil—hayatta kalma gerekliliğidir.